politika - Hayat zor,yaşamak güzel...!!! - Blogcu



Hayat zor,yaşamak güzel...!!!

25/4/2009 - OLAY BUDUR!

Kategori: politika



 
OLAY BUDUR!YazdırE-Posta

Bu sabah kalktığımda dışarı baktım. Hava karanlık ve kasvetli görünüyordu. Yağan yağmurun hırçınlığıyla karabulutlar sarmıştı her yeri. Bilirsiniz bu tür kapalı havaları… İçinize bir sıkıntı girer ve sanki boğazınızdan biri sizi sıkıyormuş gibi boğulursunuz. İşte Ülkemin siyasi ve toplumsal içeriğine uyum sağlayan bir hava diye düşündüm.

Bir yandan adını bile telaffuz etmekte artık korktuğumuz Ergenekon davası… Bir yandan ekonomide ki kriz... Bir yandan PKK belası… Bir yandan sürekli “tarihinizle yüzleşin” diyen ama kendi tarihlerini görmeyen dış siyaset baskıları!

Biz Türk toplumunun nedir bu çektikleri?

Yani Türkü, Kürdü, Laz’ı, Çerkez’i, Rum’u, Ermeni’si varsa bu ülkede kardeşçe yaşamak bize haram mı?

Müslüman’ı Yahudi’si Hıristiyan’ı hepimiz aynı mahallede oturmadık mı? Ama tabii ki biz halkı, kendi halimize bıraksalar gül gibi geçinip gideceğiz ama nerdee…

Dış ve İç güçlerin çeşitli konularda, çeşitli çıkarları varken, biz ne zaman huzuru bulduk ki şimdi bulacağız. Bulduğumuz anda hemen tepemize binmeye başlıyorlar zaten.

Bu günlerde dalga üstüne dalgaların daha da büyüyerek geldiği Ergenekon davasında olaylar öyle bir görünüş aldı ki gazeteler artık “ne şeriat ne darbe” sözleriyle gündemi ifade etmeye başladı. Derin devlet olarak adlandırılan bu davada gözaltına alınan isimler ya TSK görevlileri ya da medya mensupları ve genelde cumhuriyete sahip çıkan isimler! İlgimizi çeken konuda hiç hükümet yanlısı bir ismin olmayışı!

NEDEN diye soruyoruz!

Acaba Osmanlı döneminden sonra, hala cumhuriyetimize kavuşmayı hazmedemeyenler mi var? Ya da “biz padişahlıkla iyiydik, neden bu cumhuriyet kuruldu” diyenler çoğunlukta mı?

Ya da gerçekten bu bir demokratikleşme sürecinin doğrultusu mu? Öyle ise artık terör örgütlerinin sonunun gelmesi isteniyorsa tabiî ki her şey hak-hukuk doğrultusunda yapılsın. Bunu halk her zaman destekler. Ama “vay sen cumhuriyeti korumak adı altında konuşma yaptın hadi bakalım Ergenekoncusun” deniyorsa bu nereye kadar gider? Bu “artık biz cumhuriyeti istemiyoruz” anlamına gelmez mi? Elmalarla Armutlar karışmamalıdır!

Yıllardır PKK bu ülkede sorun!

Ve şimdiye kadar bu sorun çözülemedi… NEDEN?

Şimdilerde PKK ya yardım eden hiçbir kişi ve kuruluşlar gözaltına alınmıyor NEDEN?

PKK’ ı savunanları meclise aldık ödediğimiz vergilerle onları besliyoruz. Onlarda kürsüye çıkıp bizleri bölmeye çalışıyor ama kimsenin de sesi çıkmıyor NEDEN?

Ama şimdi Ergenekon adı altında bakıyoruz birçok kişi anında tutuklanıyor gözaltına alınıyor. Demek ki bu kişiler PKK’dan daha çok tehlikelilermiş!

Türkiye’nin fethedilmeyen ve edilmesi de zor olan tek kalesi TSK olduğunu tüm dünya bilir! İşte şimdi de Ülkemizde bunu içten yıkmak için var güçleriyle uğraşıyorlar. Nasıl mı?

Halkın gözünde küçük düşürülerek ve “acaba” kuşkusunu dedirterek!

Mezheplerle bizleri karşı karşıya getirdiler olmadı…
Irkçılıkla bölmeye çalıştılar olmadı…
Şimdi sıra TSK ‘da…

Ama bunu da başaramayacaklar… Türk toplumu olarak, damarlarımızda öylesine asil bir kan var ki, zor zamanlarımızda hep omuz omuzaydık yine öyle olacağız! Bu kasvetli kapalı boğucu günleri de atlatacağız kimsenin şüphesi olmasın!

Bizler ATATÜRK cumhuriyetinin çocuklarıyız!

Bölünmeyeceğiz
Böldürmeyeceğiz!
Bölmeyeceğiz,

Saygılar.

Aysen Aydın.
<_script /><_script />
YazdırE-Posta


http://www.duzcedamla.com/index.php?option=com_content&task=view&id=12150&Itemid=123








 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/6/2008 - ATATÜTRK'ÜME LAF EDENLER....

Kategori: politika



ARKADAŞLAR  BU KONUDA ÇOK DUYARLI OLMANIZI ÜMİT EDİYOR,YORUMLARINIZI BİZZAT GAZETEYE YAPMANIZI İSTİYORUM! ARTIK HERKS SESİNİ ÇIKARMALI!

TEŞEKKÜLER.


Atatürküm'e laf edenler!…

26.06.2008 14:11:59    

ATATÜRK’ÜME laf edenler var aramızda… Haddini bilmez soysuzlar var! Beyinleri yıkanmış maşa gibi kullanılanlar var. Kendilerini,  eleştiri yapmakta rahat hissederek korkmadan, çekinmeden, aleni bir şekilde sesini çıkaranlar var.
 
Bu topraklar için, hayatını sadece ülkesi için veren bizim değerlerimize hakaret edenler, sanırım bundan sonra çoğalacaktır. Neden derseniz? Biliyorsunuz AB’ne girmek için, bize yapmamızı istedikleri her şeyi, maşallah milletvekilleri onaylıyor yasalaştırıyor. 301 madde de yapılan budur. Bizim değerlerimize eleştiri bazında istediklerini söyleyecek sonrada “düşünce özgürlüğü” adı altında rahat rahat dolaşacaklar. Tıpkı bir genç kızın çıkıpta “ben ATATÜRK’Ü sevmiyorum Humeyni'yi seviyorum” demesi gibi...
Ben de derim ki bunun gibi düşünen beyinlere “biz ATATÜRK’ÜMÜZÜ seviyoruz ve onun bizlere emanet ettiği bu vatana sahip çıkıyoruz ve bu toprağın üzerinde özgür ve demokratik bir şekilde yaşamayı tercih ediyoruz ve buradayız. Ama sen ve senin gibiler sevmiyorsanız buyurun hümeyninin kanunlarının işlediği topraklara gidiniz! Benim önderimin ve atalarımın bizlere kanlarıyla bin bir fedakârlıklarıyla emanet ettiği bu topraklarda bunların kıymetini bilenler yaşayacaklardır. Bilmeyenler ve şuursuzca hakaret edenlerde, ya kendilerine gelsinler ya da çekip gitsinler. Bir söz vardır “Yediği kaba pislemek” diye ben bunları böyle değerlendiriyorum.
 
“Bu ülkeye bu kadar özgürlük fazla” sözlerini genelde çevrede duyardım ve bu düşünceye uzaktan bakardım. Ama artık hak veriyorum. İster insan hakları densin, ister düşünce özgürlüğü densin bunların hepsinin ülkemiz için birer oyun olduğunu düşünüyorum. Çünkü insan hakları denince nedense AB’nin aklına hep Diyarbakır Bölgesi geliyor neden acaba!  Ne yaparsa yapsınlar… Bizim ilkelerimizi bize unutturamayacaklardır. Damarlarımızdaki asil kan ve ATA’MIZA bağımlılığımız hiçbir devletin milletinde yoktur. Onlarda biliyorlar ki Türkleri sadece içerden çökertiriz. İnançlarını yıkarsak, ilkelerini yok edersek başarırız… Onun içindir ki Türk toplumunun gündemi hiç huzur bulmaz! Bulduğu zaman da hemen bir gündem yaratılır ve maalesef ki bizim de insanımız buna hemen kanar ve ortalık bulanır.
 
 AB’nin hiçbir zaman biz Türk halkı için bizim iyiliğimiz yolunda bir karar çıkardıklarını görmedim. Sadece nasıl yapsak da savaş yoluyla kaybettiklerimizi kâğıt üzerinde alsak davasındalar. Örnek; Kıbrıs’ı istemeleridir. Biliyorsunuz Sayın Ecevit bunu her fırsatta dile getirirdi. Onun için Kıbrıs meselesine çok itinayla yaklaşır anlaşmalarda hiçbir zaman taviz vermemeye çalışırdı.
 
AB’ne başvurumuz 1959 yılında yapılmıştır o zamandan bu zamana kadar hala şunu yapın bunu yapın denmektedir. Bizden sonra adaylığını koyan ülkeler kabul edilmiş bize ise durmadan yaptırımlar uygulanmaktadır. AB’nin Türk hükümetinden hiç bir zaman istekleri bitmeyecektir ta ki ülkeyi bölüp istedikleri toprakları alıncaya kadar! Çünkü bunu öyle güzel kılıfına uyduracaklar ki kimsenin ruhu bile duymayacak! Duymuyorda zaten!
 
Şimdilerde ülkemizin sanayi kuruluşlarına bir bakın yada haberleşme şirketlerine yada limanlarımıza yada fabrikalarımıza… Kimlerin eline geçmiş? Ben bunları sadece sıradan bir halk olarak düşünürken birde ekonominin büyükleri olan adını her fırsatta duyduğumuz büyük holding sahiplerini düşünürüm… Türk ekonomisinin nabzı olan büyüklerimizi… Onlarda bunların hepsini biliyor. Yoksa onlar damı kendi çıkarları uğruna her şeye göz yumuyorlar!
 
Halkımızın eğitimi çok önemlidir diyorum. Devletimiz eğitime çok değer vermelidir. Ama ben her şeyi devletten bekleyen bir zihniyete sahip olmadığım için diyorum ki: Ne kadar eğitim sistemi devlete ait olsa da kişinin özgür iradesi var. Her şeyler yazılıyor çiziliyor… Kendimiz artık neler oluyor diye merak edelimde okuyalım! Birbirimizle tartışalım tartışmakla da kalmayıp yapılacak bir şeyler varsa da yapalım.
 
Eyy Türk halkı... Sizlere son olarak da şunu sunacağım!
 
 Sözüm ATA’MIZA din düşmanı diyen beyinleredir! Dinimizi kullanarak ATA’MIZI karalayanlaradır! Dinimizi yok etmeye çalışmıştır diye halkı kandıranlaradır!
Şimdi ATATÜRK’ÜN din hakkındaki söylediği sözleri aynen yayınlıyorum! Okuyun da biraz utanın! Tabi utanacak yüzünüz varsa!
 
=============================
ATATÜRKÜN DİNLE İLGİLİ SÖZLERİ!!!
 
Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor."
 
"Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur."
 
"Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir, insanlığın kemal (olgunluk ) devridir."
 
"Ey millet! Allah birdir, şanı, büyüktür. Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur’anı azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenabı Haktır." "Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır."
 
"Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanın emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kas de ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat vermeyeceğiz."
 
"Efendiler. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihninin başlı başına çalışması lazımdır. İşte biz de burada din ve dünya için geleceğimiz ve istiklalimiz için ve en çok milli egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlatmak istiyorum. Milli ülküler milli irade yalnız şahsın düşmesinden değil tüm millet fertlerinin ülkülerinin toplamıyla yaratılır..."
 
"Milletimiz dil ve din gibi kuvvetli iki hazineye sahiptir. Bu faziletleri hiç bir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamayacaktır ve alamaz."
 
"Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir. Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ve nerede olursa oraya gitmek ve onunla dolu olma zorundadır. İslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtları bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim, kültür ve diğer hususlarda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileriye gitmişlerdir.
 
"Minberlerin halkın anlayacağı bir dille ruh ve dimağa hitab olunmakla İslam ehlinin vücudu canlanır, iman kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna nazaran hatiplerin haiz olmaları lazım gelen özellik yetenek ve dünyanın gidişini bilmeleri çok önemlidir."
 
"Bu başarının, kutsal topraklarımızı düşman istilasından büsbütün kurtaracak olan kesin zaferin hayırlı bir başlangıcı olmasını Tanrının lütfundan dilerim."
 
"Biz ne Bolşevikiz, ne de Komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız. Türkler milliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir. Bizim hükümet şeklimiz tam bir Demokrat Hükümetidir."
 
"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."
 
"Sizler, yani yeni nesil Türkiye'nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edecekseniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."
 
"Gençler, siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız."
 
"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun ilk önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gerektiği öğretilmelidir."
 
"Ey yüksek yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz tesis ettik, onu ila ve idame edecek sizsiniz."
 
"Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız muhabbetim değil; bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya serpmeğe ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir."
=================
 
İşte o zamanlarda bile, sayın önderimiz gerçekleri görüp böyle güzel dile getirmiştir. Her şeye değinmiş açık açık yazmıştır.
 
Bu gerçekleri bilmeyen halkımız, toplum içinde din açısından yeri olan insanlara inanmıştır. Belli amaçları olan, bu din adamları, kin tohumlarını ekerek, sadece halkın cehaleti sayesinde başarıya ulaşmışlardır.
 
Halkımız şunu da bilmelidir. Kur’anı ilk Türkçe'ye çevirten de ATATÜRKTÜR.
 
Peygamberimiz bile dinde zorlama yoktur derken, nasıl oluyor da biz kullar, birbirimize şuna inanacaksın bunu yapacaksın diye diretiriz?
 
Hiçbir zaman şunu unutmayalım dinimiz bir hoşgörü dinidir. Asla insanları dinden korkutan uzaklaşatıran bir yapısı yoktur.
 
Yazıma Mevlana’nın o ünlü sözüyle son vermek istiyorum.
 
“ GENE GEL GENE GEL HER NE OLURSAN OL GENE GEL”
 
Herkesin artık oturup da olayları ciddi bir şekilde düşünme zamanının geldiğini düşünüyorum. Lütfen oyunlara gelmeyelim ve bilgisizliğimizin esiri olmayalım!
 
Aysen Aydın


http://www.gazetehaber.net/v3/yazi_detay.asp?yazi_id=551&yazar_id=34
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/1/2008 - DİKKATTT...!!! LÜTFEN OKUYUN ÇOK ÖNEMLİDİR.!

Kategori: politika

 

 

 

 

T.C.

ADALET BAKANLIĞI



BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI
HALKIMIZA UYARI

Son günlerde karşılaşılan, sosyal sağlık tehdidi oluşturan, halka açık yerlerde kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve Internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur.

Bu nedenle;

Enfeksiyonlu iğne uçlarının vücudumuzun herhangi bir yerinde kana karışabilecek enfekte istemine karşı;

-Sinema, tiyatro,konser salonu gibi; kalabalık izleyici kitlesine sahip kapalı alanlarda, bizlere ayrılan koltuklara oturmadan önce, ışıklar henüz yanıyorken, koltuklarımızın üzerini kontrol etmemiz,

-Halka açık Telekom Ankesörlü Telefon’larını kullanırken jetonumuzu geri almamız sırasında jeton iade gözüne elimizi dikkatlice ve kontrol ederek sokmamız,


-Restaurant ve benzeri yeme – içme mekanlarında kürdan kullanmamamız, en azından kapalı ambalajda kürdanları tercih etmemiz,

önerilmektedir.





Bu uyarı niteliğindeki dosya, tüm İlçe Emniyet Teşkilat’larına ve Internet
yoluyla siz ve sizin gibi etkin Internet kullanıcısı halkımıza bir ön bilgi olarak gönderilmiştir

Bu dosyayı kişisel iletişim dahilindeki tüm tanıdıklarınıza ve akrabalarınıza iletmenizi, halkımızın sağlığı ve refahı için zorunlu bir durum olarak görmekteyim.


Turan Açikmese
Adalet Bakanlığı
Tetkik Hakimi





T.C. ADALET BAKANLIĞI
06659 KIZILAY / ANKARA
TEL: 90 (312) 417 77 70


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/8/2007 - VE... SEZER GİTTİ...!

Kategori: politika

SENİ HİÇ BİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ SEZER... SEN,  HEP BAŞIN DİK   DURDUN...! VE BİZDE TÜRK HALKI OLARAK  SENİNLE HEP GURUR   DUYDUK,  GURUR DUYACAĞIZ...SENİ ALKIŞLAYARAK UĞURLUYORUZ...!!!

 

 



SAAT.
Halı.
Kilim.
Kalem seti.
Gümüş tepsi.
Takı.
Şifoniyer.
Kaftan.
Vazo.
Madalyon.
Heykel.
Biblo.
Tablo.
 
Hepsini bırakmış Ahmet Necdet Sezer... Kendisine verilen 1243 parça hediyenin, 1243’ünü de bırakmış...
Götürmemiş.
 
Bu benim cumhurbaşkanım olamaz...
 
Zaten, kırmızı ışıkta durmasından belliydi... Kimse durmuyor ki, o niye duruyor?
İsveç mi burası?
 
Bakıyorum gazetelere... 94 parça gümüş, 22 vazo, 9 takı, 27 hatıra para, 4 tabanca, 83 parça değerli süs eşyası, 55 tablo, 86 porselen, 7 madalyon, 4 saat... İnsanın içi gidiyor!
Al, götür di mi...
Bırakmış, gidiyor.
 
Üstelik, liste eksik...
Kendisine tahsis edilen "kafana göre harca" denilen ödeneği de harcamadı.
Hediyeleri bıraktığı gibi...
Papelleri de bıraktı.
46 trilyon liracık!
Ye, yemedi... Gez, gezmedi.
O zaman bırak biz yiyelim...
Ona da izin vermedi.
"Yetim hakkıdır" dedi, görevi boyunca tasarruf ettiği 46 trilyonu, Maliye’ye iade etti...
Kemal Abi’ye.
 
Çocukları hálá memur... First Lady desen... Bi Atıl Kutoğlu’nu bile tanımıyor... Belediyeler, bizim paramızla simitçilere Cemil İpekçi’den köstüm hazırlattı; o hálá kendi cebinden giyiniyor.
 
Aşçıyı, garsonu azalttı. "Suyla çalışmıyor bunlar" dedi, 14 makam aracını geri verdi. Okluk’taki yazlık köşke hiç gitmedi. Oğlunu evlendirdi, elektrik parasına kadar cebinden ödedi. Eşi düştü, bileğini kırdı; hastaneye sivil araçla götürdü, röntgen için kuyruğa girdi, sıra bekledi. Annesi vefat etti, gene sivil plakayla gitti; flap flap flap, fors yapmadı... Resmi yemekler hariç, kimseye davet vermedi.
 
Mutfakta yerli ürün kullandırttı.
Şatafattan uzak durdu.
 
Yeminini tuttu...
Hukuku üstün kıldı.
E haliyle...
Sevilmedi. Sevilmez.

YILMAZ ÖZDİL

....Kalemine yüreğine sağlık ,Yılmaz Özdil...


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/8/2007 - BU DURUMA NASIL GELDİK.!

Kategori: politika

 

 


Buraya nasıl geldik?


KARMAŞIK duygular içindeyiz. Bir yanda ulusal iradenin

 

emrettiği kişinin Çankaya Köşkü’ne çıktığı gerçeği var.

Meşru bir seçim... Meşru bir sonuç...


O açıdan bakınca bu noktaya gelmeyi "demokrasimizin

 

zaferi" gibi algılamak ve sunmak hem doğru hem de haklıdır.

O nedenle Sayın Abdullah Gül’ün 11. Cumhurbaşkanı

 

olmasına sevinenlere sempatiyle bakmayı içimize

 

sindiremiyorsak, hoşgörüyle bakmayı bilmeliyiz.

Ama ya öte yandan bakınca görünen şey çok farklı:

Kralın çıplak olduğunu, içeride önce Ertuğrul Özkök, dışarıda

 

da The New York Times söyledi.

Özkök, Abdullah Gül’ü "İkinci Cumhuriyet’in Birinci

 

Cumhurbaşkanı" olarak tanımladı.

The New York Times’ın muhabirleri Sabrina Tavernise ile

 

Şebnem Arsu ise, "İslamcı siyasi geçmişi ve inançlı bir

 

Müslüman kimliğiyle bilinen (Abdullah Gül’ün)

 

Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesini, 84 yıllık laik sistemin

 

(belinin) kırılışı" olarak sundular.

Daha önce de yazdık... Colin Powell henüz ABD Dışişleri

 

Bakanı iken Türkiye’yi "ılımlı İslam demokrasisi" diye

 

tanımlamamış mıydı?

Aynı şeyi 22 Temmuz seçimlerinden hemen sonra ABD’nin

 

tanınmış diplomatlarından Richard Holbrooke ifade etmedi mi?

Bir zamanlar yani 1940’lı yıllardan Yunanistan’ın Avrupa

 

Birliği’ne girdiği 1981’e kadar olan dönemde Türkiye, Avrupa

 

 ailesinin bir parçası sayılmaz mıydı?

İster ABD ister Avrupa ülkeleri, coğrafyanın bizim

 

bulunduğumuz bölgesine göz atınca, "Türkiye ile

 

Yunanistan"ı aynı teraziye koymazlar mıydı?

Söyler misiniz hangi nedenle şimdi Ortadoğu’nun veya İslam

 

ülkelerinin bir uzantısı olduk?

Bunun yanıtını daha geçen yıl "türbanlı kadınların sayısının

 

azalmakta olduğunu" söyleyen üniversite hocalarından

 

almaya kalkmayın. Onların daha iddialılarına bakarsanız

 

"modern mahrem"ler sayesinde çağdaş uygarlığı yakalayıp

 

 geride bırakmamıza az kaldı.

Dedikleri doğru ise, çağdaş uygarlığın temsilcisi ülkeler bizi

 

neden Endonezya ve Malezya terazisinde tartıyorlar?

Türkiye’nin 84 yıllık "laik sisteminin" beli kırıldıysa o bir günde olmadı.

O öncelikle, yıllardır -belki 30 yıldır- CHP’yi yönetenlerin

 

halktan tamamen kopmuş olmaları yüzünden oldu.

O, Süleyman Demirel’in 1965’ten itibaren, tarikatları siyasi

 

iktidar ortağı yapması ve onları kollaması yüzünden oldu.

12 Eylül, Turgut Özal, Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan o

 

yolun sonraki yolcularıdır.

Zaten din bir kere siyasete alet edilince onun önünü almak

 

mümkün değildir. Sonunda ya ülke veya sistem batar. Ama iş

 

işten geçer.

İkinci Cumhuriyet mi deniyor? Laikliğin beli kırıldı mı

 

deniyor?

Kimseye kızmayalım... Nerede yanlış yaptık önce oradan

 

başlayalım.

 

 

OKTAY EKŞİ

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Gerçek duyguların paylaşıldığı, içten bir "merhaba"nın değerini bilenlerin yeri burası...! hep öyle oldu öylede olacak... çünkü burası benim dünyam...:=) Önce kendinizi seveceksiniz... sonra göreceksiniz ki hayat sizide seviyor.! üzüldüğünüz an şunu düşünün;bu gün güneşi gördüm ve özgürce sokağa çıktım.. yada camdan baktım.! bunun da değerini bilin.! çünkü bunu da yapamayanlar var.! ve son söz; insan en büyük kötülüğü yine kendisi kendisine yaparmış...! çünkü ektiklerimizi biçiyoruz...!!! Se


MySpace Graphics
MySpace Graphics
MySpace Graphics

Kategoriler


car hire
MySpace Graphics
MySpace Graphics
MySpace Graphics

Arkadaşlarım

aysenhome
adayolu
ahsuvera
leyl leyl
ahmetyazar
eminsen
karsinojen
huzunadasi
bizimada
orkun38
romantikmeyhane
1incitanem
mns
anaksimona
nursalkimi
reyhan92
pedogog
davutkurkut
oquzhancimen
kotusair
gfbfth
lordoftheloneliness
davlaturi
elifsule
hisari
canemreile
Graphics By Rosy-Dreams.Com!